Sayfalar

16 Şubat 2013 Cumartesi

O gün evden kaçmayı planlamıştım. Her şey hazırdı. Gece gizlice kaçmayı planlıyordum. Çantaya o en sevdiğim hırka mı koymuştum. Annem sevmezdi. Fakirler gibi gezdiğimi düşünürdü. En sevdiğim kitapları aldım yanıma. Gizlice babamın olduğu odaya girip cebinden 100 lira aldım. Çıktım dışarı. Dolanıyordum öyle sokaklarda. Bir markete girip 5 paket sigara almıştım. Çünkü gece uzundu. Yol uzundu. Çaresizlik uzundu. Çok yürümüştüm. Çok yorulmuştum. Gidip bir bankta uyumuştum. Uyandığımda hava açılmıştı. Tekrar kararmak üzereydi. Kalktım ve bir sigara yaktım. Gittim bir simit aldım. Geceye yaklaşıyorduk. Hiç bilmediğim bir sokakta bulmuştum kendimi. Gidip bir kaldırıma oturdum. Bir sigara yaktım. Havada hafif ama serin bir rüzgar esiyordu. Gözlerimi kapattım ve çaresizliğe düşmüştüm.

Gözlerimi açtığımda iki adam bir kadına saldırıyorlardı. Çekiştiriyorlardı. O tarafa doğru baktım. Ayağa kalktım ve yavaş yavaş yürüdüm. Adamlara sadece bakmıştım. Adamlar ne olduğunu anlamadan birine sert bir yumruk atmıştım. Adam yerdeydi. Diğeri bana yaklaşarak tam gözümün üstüne bir yumruk attı. O an gözlerimden Gazze şeridi geçti. Diğeri de kalktı ve ikisi birlikte yerde yatan vücuduma tekme attı. Adamlar yorulmuştu. Kadın ağlıyordu. Kadın çok güzel ağlıyordu. Adamlar gittiğinde ben yavaş yavaş kalktım ve kaldırımın köşesine oturdum. Bir sigara yaktım. Kadın yanıma geldi hemen göz yaşlarını silerek. Sanki onlar birer inci tanesiydi mavi gözlerinden düşerken. Kadın bana bakarak:
'Çok teşekkür ederim. İyi misin?' dedi.
Kafa mı kaldırıp da kadının gözlerine baktığımda kendimi deniz kenarında hissettim.
'Ben iyiyim. Asıl sen iyi misin?' diye sordum.
Kadın yanıma oturdu ve:
'İsmin ne senin?' dedi.
'Araz' dedim sadece. Ağzımdan kan akarken.
Çantasından bir mendil çıkarttı ve bana uzattı. Ben yüzümde ki kanları silerken o bir sigara yaktı göz yaşlarını sildi.
'Senin ismin ne?' dedim aciz bir ses tonuyla.
'Sanem. Senem benim adım.' dedi.
Kendisi gibi güzel bir ismi vardı.
'Ne yapıyorsun bu saatte burada? Ailen merak eder.' dedi.
'Ben evden kaçtım. Herkesi ve her şeyi bırakıp evden kaçtım. Tek bir not bile bırakmadan evden kaçtım. Eminim şuan benim yokluğumu bile hissetmiyorlardır.' dedim.
Şaşkın bir vaziyette:
'Anladım' dedi.
Aslen hiç bir şey anlamamıştı. Sadece şaşkınlığının verdiği bir tepkiydi. O kadar.
'Kalacak yerin yok mu senin?' dedi.
'Sokaklarda kalıyorum işte.' dedim.
'Peki. Hadi kalk.' dedi.
Şaşırmıştım. Şaşkınlığın verdiği bir edayla:
'Nereye?' dedim.
Cevap vermedi. Elimden tuttu ve yürümeye başladık. Elimden tuttuğunda kendimi o kadar güvende hissetmiştim ki,şuan dünya yıkılmış olsa yine ben huzurlu olurdum. Yüzüne baktığımda mutlu oluyordum. Yaşı 35'e yakındı. Ama sadece güzeldi. O an ona aşık olmuştum. İlk kez aşık olmuştum. İlk değildi. Daha 13 yaşındaydım. Bir kız görmüştüm. O an kalbime kezzap dökmüştü sanki biri. O derece acımıştı. Kıza baktım ve gülümsedim. Kız arkasını dönüp gitti. Kalbimi aldı,ezdi ve gitti. Kızla konuşmuştuk. Her şey başlamıştı. Sevgilimdi resmen. 2 ay sonra beni terk etti. 3 boyunca evden çıkmamış,sürekli ağlamıştım. Onun ismini duyduğum da ağlamıştım. Kimseyi umursamayıp yolun ortasında ağlayarak geziyordum. İlk aşık olmam böyleydi. Ama Sanem çok farklıydı. O kadar farklıydı. Bunun tarifi bile yoktu. Sürekli yürümüştük. El ele. Bir apartmanın önüne geldik ve yukarı çıktık. 3. katta oturuyordu. İçeri girdik ve kahve yapmıştı. Oturduk karşılıklı,susarak kahvelerimizi içtik. O kahvesini içerken,buğday sarısı saçları yüzüne geliyordu. Mavi gözleri bana bakarken gülüyordu. O anın verdiği bir tepkiyle:
'Çok güzelsin.' dedim.
O da çok şaşırmıştı. Tebessüm edip:
'Sende.' dedi.
Bunu sadece benim iltifatıma karşılık olarak verdiği belliydi. Ya da gerçekti. Bilmiyorum. O an hiç bir şey bilmiyordum. Sadece onu izlemekle yükümlüydüm. Bunun için yaratılmıştım. Ayağa kalktı ve:
'İstersen sen uyu. Ben yarın sabah erkenden bara gideceğim. Bir kaç iş var.' demişti.
Kenarda,unutulmuş bir barda şarkı söylüyordu. Kendi gibi sesi de güzelmiş dedim içimden.
'Peki.' dedim.

Aradan 1-2 hafta geçmişti. Artık onun evinde yaşıyordum. Onunla birlikte bara gitmiştim bir akşam. Sahnede ki şarkı söyleyişini ve gözlerini izlemiştim. Şarkılar bittiğinde,insanlar gittiğinde yanıma gelip:
'Hadi gidelim.' demişti.
Tam kapıdan çıkarken o adamlar tekrar gelip Sanem'e asılmışlardı. Sinirim tavanlardaydı. Sonuçta aşık olduğum kadındı. Kenarda duran bıçağı alıp birinin suratına salladım. Diğerininde bacağına saplayıp kaçtık. eve geldiğimiz de Sanem sinirliydi. İçeri girdik oturduk.
'Ne yapmaya çalışıyorsun Araz sen?' dedi. Sesi çok yüksekti. Gözlerimi dolduracak kadar acı vermişti bu ses tonu.
'Be..Ben bir şey yapmaya çalışmıyorum. Sadece seni korumak istedim. Kötü bir şey yapmadım.' dedim.
Ayağa kalktı. Kelimelerini toparladı:
'Korumak böyle olmuyor oğlum. Beni korumak için birilerine zarar verme. Adamlar sana bir şey yapsaydı ben ne yapacaktım?'
Benim için endişelenmesi hoşuma gitmişti.
'Bundan sonra gelme benimle Araz. Git. Dön ailenin yanına. İstemiyorum seni!' dedi.
O an büyük bir fırtına kopmuştu beynimde. Duymak istemediklerimi duymuştum. Zaten bu hayatta hep istemediklerin olurdu. Hayat zaten büyük bir savaştı. Büyük bir darbe. Zaten Nilgün Marmara'da buna dayanıp evinin 5. katından kendini atmıştı.
'Sana aşığım Sanem. Anlamıyorsun değil mi? Bunca zaman beraberiz. Seni ilk gördüğüm zamandan beri vurgunum sana. Kalbimi sanki sen söküp almışsın da kendi kalbinin yanına koymuşsun gibi hissediyorum. Kendimi huzurlu buluyorum. Kaç hafta oldu evdekiler telefonu mu bile aramadı. Umurumda bile değil anlıyor musun? Peki neden? Sen varsın anladın mı? Sen varsın.'
Büyük bir şaşkınlıkla bana baktı. Ayağa kalktı.
'Yat artık.' dedi.
O içeriye gitmişti. Arkasını döndü ve yürümeye başladı. Arkasından bakmakla kaldım sadece. Saçlarının uçuşuna baktım. Hemen ayağa kalktım. Kolundan tuttum ve dudaklarından öptüm. Geri çekildi. Bir tokat atıp içeriye kaçtı. Çantamı ve bir bıçak alıp dışarı çıktım.

Yol tekrar uzadı. Gece tekrar uzadı. Bir sigara yaktım. Bir kaldırama oturdum. Hafif yağmurluydu hava. Sıfatını bilmediğim bir insan yanıma yaklaşarak:
'Eroin ister misin?' dedi.
Kafamı kaldırıp suratına baktım. Aslında uçmak istiyordum. Kurtulmak istiyordum kafamda ki tüm düşüncelerden.
'Olur.'dedim sadece.
İlk kullanışımdı. Hap olarak almıştım. Yuttum. Bir süre sonra havai fişekleri görüyordum. Uçuyordum havada. Yorgunluk ve uyku bastırmıştı. Kenarda sızıp uyudum. Kalktığımda kendimde değildim. Her yer puslu ve bulanıktı. Ayağa kalktığımda başım dönüyordu. Yavaş yavaş yürüdüm. Cebimde para yoktu. Eve gittim. Para  istedim. Nerdesin diye sormadılar. Parayı verip bıraktılar. Aile kavramı bu muydu bilmiyorum. Ama böyle dağınık bir kavram olmadığından emindim. Parayı aldım ve çıktım. Hap bulmalıydım. Dolandım sokaklarda. Nihayet buldum. Bu hap bu kadar alışkanlık yapmamalıydı. Bende yapmamalıydı. Tekrar içtim. Tekrar bir köşede sızdım. Bu sürekli olmaya başlamıştı. Bir gün kalktım. Kendime 4 bira aldım. Sigara aldım. Kafa yaşayacaktım. Gittim bir denizin taşrasına. O gün kendimi kaybedene kadar içtim. Hap aldım. Kendimi iyi hissetmiyordum. Bulutlar da yürüyordum. Kalktım. ve Sanem'in evine doğru yürüdüm. Kapıyı yumrukladım. Açtı kapıyı. Yeni uykudan uyanmıştı. O zaman bile güzeldi. Bana baktı ve:
'İyi misin sen?' dedi.
'Kötüyüm Sanem ben. Hiç olmadığım kadar kötüyüm. İntihar etmek istiyorum. Senin beni sevmeni istiyorum. Seninle aynı yollarda yürüyüp ölmek istiyorum. Aşığım sana anlamıyor musun? Aşığım!' diye bağırdım apartmanda. Sesim eko yapmaya başladı. Ekonun verdiği cesaretle:
'Sikeyim.' diye bağırdım.
Suratıma kapıyı kapattı.

Aradan uzun zaman geçmişti. Haplara alışmış,olmayınca krizlere giriyordum. Yolun ortasında krize girdim. Titremeye ve çığlık atmaya başladım. Etrafta herkes yanıma koşmaya başladı. Duyamıyor ama hissedebiliyordum. Bir arabaya binip hastahaneye kaldırdılar. Kanımda yüksek dozda eroin bulunduğu için gözleme aldılar. Sakinleştirici vurdular. Uyudum. Uyandığımda başımda bir doktor:
'Yakınız falan var mı?' diye sordu.
Telefonu uzatıp:
'Sanem. Sanem'i arayın. O gelsin' dedim.
Arkamı dönüp uyumaya başladım. Kaç saat geçti bilmiyorum. Uyandığımda karşımda Sanem vardı. Ağlıyordu. Gözlerinde ki denizden yaşlar geliyordu. Eğildi. Dudaklarım öptü.
'Özür dilerim.' dedi. 'Her şey için özür dilerim.' dedi.
Özür dilemesini hiç istememiştim. Beni üzmüştü. Kalbimi ezmişti ama özür dilememeliydi. Sanem yapmamalıydı. Gülümsedim. Gözlerinden akan yaşları sildim. Uzun uzun ona baktım. 35 yaşında ki bir kadına aşıktım. 35 yaşında ki bir meleğe kalbim hediyeydi. O an sonsuza kadar yaşamak istedim. Yanıma uzandı ve beraber uyuduk. Uzun bir uyku. Upuzun bir uyku.

22 Aralık 2012 Cumartesi

Bir fotoğrafın olsaydı eğer.

Beynim yorgun senin yokluğundan beri.
Kalbin yok.
Dur durak bilmeyen acı çekişler.
Üzüntüler.
İnzivalar.
Belki de sen gelirsin herşey düzelecek.
İnsanlık düzelecek.
Herkes merhamet edecek.
Ettiğim dualar kabul olacak.
Ama gelmiyorsun.
Çünkü biliyorsun mutlu olacağımı.
Benim mutluluğum senin mutsuzluğun.
Acı çekebilirim hiç durmadan.
Seni beklerim.
Eğer bende bir fotoğrafın olsaydı bunların hepsini yapabilirdim.
Kırılabilirim.
Bu kadar uzak durma.
Bu kadar ayrılma.
Uzaklaşma.
Ölüyorum bilmiyor musun?

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Hoşçakal.

Bak ben yine yazıyorum. Ama sen yine okumayacaksın.
Kırılacağım,parçalarımı toplamaya tenezzül bile etmeyeceksin.
Ağlayacağım,göz yaşlarımı silmek için yanıma uğramayacaksın.
Üzüleceğim,sen bunu anlamayacaksın.
Seviyorum seni dedikçe,daha çok kaçacaksın.
Sigara içtikçe,üzüleceksin.
Ben senin bana üzülmene sevineceğim.
Sen bunu farkında bile olmayacaksın.
Güleceksin,ben yeni bir dünya kuruldu sanacağım.
Ağlayacaksın,kıyamete geldik sanacağım.
Bilmeyeceksin ne kadar sevdiğimi.
Ölüp ölüp dirildiğimi.
Seni bu kadar sevdiğim için belkide kendinden nefret edeceksin.
Seni yazacağım ben sürekli.
Sen okudukça onu hayal edeceksin.
Mutlu olduğumu sanacaksın,içten içe ağladığımı bilmeyeceksin.
En güzel şarkıları dinlerken,sana yazıldı sanacağım.
Sense umursamayacaksın.
Gözünde ne denli düştüğümü bilmeyeceksin.
Gözümde ne denli yükseldiğini bilmeyeceksin.
Sen sadece gideceksin.
Arkana bakmadan çekip gideceksin.
Bekleyeceğim.
Dönmeyeceksin ama ben yine bekleyeceğim.
Dudaklarım sigara komalarına girecek.
Gitme demeyeceğim.
Kal demeyeceğim.
Sadece 'hoşçakal' 

11 Temmuz 2012 Çarşamba

çok büyük sıkıntılar bizi bekliyor efendim.
acı günler geçiricez.
beter zamanlar yaşıycaz.
ölmek istiycez efendim.
herkesten önce ölmek istiycez.
ama yaşamanın tadını daha alamadık ki efendim.
hayatımız berbat geçecek efendim.
bilmiyoruz hiç birini.
hissediyorum.
ölüm yaklaşıyor.
sevdiklerimi birer birer alıp gidecek efendim.
herkes gidecek.
büyük acılar bekliyor bizi.
bu acılarla nasıl baş edicem ben efendim?
nasıl kendime gelicem.
daha kendimi tanıyamazken,
nasıl olurda bu acılarla kalıcam efendim?
kim tutacak ellerimden?
kim kaldıracak beni düşüşlerimden?
siz gitmeyin efendim.
siz kalın burda.
sürekli sigara içiyorum efendim.
hergün öksürmekten ciğerlerim ağrıdı.
ciğerlerim ne durumdar bilmiyorum.
siz bilmiyosunuz efendim sigara içtiğimi.
bu kadar çok içtiğimi bilmiyosunuz.
ben acılarla baş edemem efendim.
kimse gitmesin.
tek kalamam.
gitmeyin.
kimse gitmesinn.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

gitme

hayır son bi kez daha kal.
gitme.
terk etme bu şehri.
terk etme beni.
bırakma içimde ki kurumları.
kalbimi bırakma.
uzat ellerini.
dokun kalbime.
sök kalbimi.
çıkar yerinden o kalbi.
gitme kal.
terk etme bu kalbi.
sen gidersen ulaşılmaz olur hayaller.
gerçekleşmez yapılan eylemler.
bırakma.
kaçma benden.
daha yapamadığımız şeyler var ama.
bana şiir okuyacaktın daha.
daha sigara içip tüm şehri dumana boğacaktık.
kaçma burdan.
kaçma bu kalpten.
yerin hazır her zaman senin bu kalpte.
eksik olma bu kalpten.
gel.
kal yanımda.
ez geç düşlerimi.
ama gitme.

5 Temmuz 2012 Perşembe

cennet.

hayır halen ölüyorum ben.
yaralarım sürekli kanıyor.
hep kanıyor.
pansuman lazım.
ellerin lazım.
senin ellerin lazım.
yaralarıma dokunman lazım.
ama yapmıyosun.
yaralarıma pansuman gerekirken sen daha çok yara açıyosun.
yaralarımdan zevk alıyosun.
kendini yüceltiyosun.
beni eziyosun.
farkında değilsin hiç birşeyin.
ölümümün farkında değilsin.
ölümüm o yaralarla gerçekleşecek bayan.
o yaralar öldürecek beni.
saçlarını ıslattığın zaman ne kadar güzel oluyosun biliyomusun sen?
bilmiyosun...
hadi bi şiir okuyun bayan.
en güzel şiirlerden okuyun.
başlayın okumaya.
ruhum cennete yükselsin.
hemen şimdi.
gözlerinizin içine bakacağım bayan.
o güzel gözlere bakarken diyar diyar dolaşacağım.
bin türlü huzuru barındıran o gözleriniz bayan.
o gözleriniz işte beni öldürdü.
siz bayan,en güzel ülkeydiniz.
bense o ülkenin en vasıfsız şehriydim.
ayrı bir parçaydım bayan.
görmediniz beni.
fakirliğimi ve kırıklığımı görmediniz.
ben o ülkeyi hep güzelliklerle görüyorum.
gözlerin gibi.
saçların gibi.
biz bir hikayeydik bayan.
sonu en acıklı biten hikaye.
bu hikayenin sonunda gözlerimden hiç yaş gelmedi.
hep kan geldi.
o kanlar kesilmedi.
o kanların sonu gelmeyecek.

29 Haziran 2012 Cuma

kanayan yaralarım var benim.

herkes beni yarım bırakıp çekip gitti.
canımı söküp gittiler.
daha uzun ömrümüz vardı.
daha çok konuşacak şeylerimiz vardı.
ama hepiniz gittiniz.
burada beni bırakıp gittiniz.
ben her gideni bekliyorum.
her giden gelmiyor ama.
ben yine bekliyorum.
gelmedikleri halde.
gelmeyeceklerini bile bile.
ama hep bekledim.
hepiniz gidermiş gibi yaptınız.
sürekli bunu yaptınız.
ama sefer gittiniz.
çok iyi gittiniz.
kapanan yaralarım vardı benim.
ama siz gittiniz.
hepiniz gittiniz.
kapanan yaralarım açıldı ve tekrar kanadı.
kanayan yaralarım var benim.
durmuyor o kanlar.
durmayacak o kanlar.

28 Haziran 2012 Perşembe

yalnızdım,kimse bilmeden.

olay yokluğunuz değil.
beni yalnız başıma bırakıp gitmeniz.
ben tek başıma nefes alamazken beni burda bırakıp gittiniz hepiniz.
ben bu yalnızlıkla ismimi bile unutabilirim.
kitap okumayı unutabilirim.
yazı yazmayı unutabilirim.
belki sizi bile unutabilirim.
beni bırakıp gitmenizi unutabilirim.
uyuşturucu kullanabilirim.
kim bilir krizler geçirebilirim.
herşey siz gidince başlayabilir.
sürgün yiyebilirim.
vurgun yiyebilirim bu diyarlarda.
eğer gidersiniz benliğimi bile kaybedebilirim.
yaşayışım değişebilir.
içtiğim sigaralar artabilir.
belkide iyi olur.
ölebilirim.
ölmek ne güzeldir kim bilir.
ne zaman ölebilirim.
ne zaman kaçabilirim bu dünyadan.
kaçarsam nereye kaçabilirim.
beni bırakıp gittiniz hepiniz ama,
sizin yanınıza sığabilir miyim efendim?
çok yalnızım efendim.
hiç birşey bıraktığınız gibi değil.
kimse beni sevmiyor efendim.
herkes benle oynuyor efendim.
ama sizler öyle değildiniz.
beni hep dinlerdiniz.yanınıza alır gülerdik hep beraber.
neden şimdi gittiniz efendim?
geri gelmiyecek misiniz yoksa?
beni burda yalnız bırak neden gittiniz.
neden herkes gidiyor efendim?
neden herkes benden bir parça alıp gidiyorlar ve o parçalara acı bırakıyorlar?
ben ne yaptım efendim?
insanlara ne yaptımda beni böyle yarım bırakıp gidiyorlar?
neden bana kalan hep acı oluyor efendim.
ağlamak istiyorum ama gözlerim buna izin vermiyor efendim.
gözlerim bile beni terk etti efendim.
her şarkı beni anlatıyor,her kitap beni anlatıyor efendim.
sanki bana yazılmış tüm sözler.
sanki ben yazmışım gibi.
bunun için şarkı dinlemeyi ve kitap okumayı bırakıcaktım.
hayatımı mahvedicektim.
geri dönüşüm olmayacaktı efendim.
intihara kalkışacaktım.
sabahın köründe yazıyorum bunları ben efendim.
kuşların uyanmasını bekleyerek.
kimse gitmese ben kötü olmam efendim.
kimse gitmesin.
kimse terk etmesin.
beni yarım bırakıpta acı çektirmesin kimse efendim.

22 Haziran 2012 Cuma

haziran günlerinden.

gelmelerin ve gitmelerin vardı.
son gidişin çok acıydı.
gitmiştin ve bir daha uğramamıştın.
kaç kez karşılaşmıştık haziran yağmurunda?
elinde şemsiyeyle güzel saçların ıslanmasın diye kaçarken.
kaç kez görmüştün beni yol kenarında otururken?
sen beni hiç görmemiştin.
hep yarım bırakıp çekip gitmiştin.
yaşıyacağımız onca şeye inat vardık biz.
sen çekip gitmiştin.
ben çekip gitmiştim.
seni bırakıp gitmiştim.
bi solukta bırakıp gitmiştik birbirimizi.
acıyı tattırmıştın bana büyük bi zevkle.
en olmadık yerde karşıma çıkmıştın,
saçlarını savurup gözümün içine bakarak.
her defasında yaşarken ölümü gerçekleştirmiştin sen.
beni her seferinde öldürmüştün.
her zaman kedi gibi susturmuştun bi kenarda.
sesimi çıkaramazdım sana.
sevmenin anlamını böyle kazanmıştım.
saçlarına dokunup dünyayı dolaşıyordum sanki.
saçlarına tutunmasam uçup giderdim bu diyardan.
bilinmedik bir diyara.
soluk alınmayacak bir diyara.
gülümsemelerin vardı,
en can alıcı gülümsemelerin.
kaç kez gülüşünle beni yaralamıştın sebepsiz.
kaç kez intihar süsü vermiştin gülüşlerinle.
kaçıyorum bu şehirden.
adını bilmediğim,
duymadığım bi şehire.
kaçıp kurtuluyorum gözlerinden.
saçlarından.
gülüşlerinden.
evet bayan,
sen beni öldürüyosun
her seferinde öldürüyosun beni.
evet bayan veda ediyorum sana.
şehrin en yüksek kesiminden haykırıyorum sana.
dönme bana!

10 Haziran 2012 Pazar

devrim.

ve sen sonuna kadar biliyordun nasıl sevildiğini.
tek bir lafına karşılık dünyayı yakabileceğimi.
beynimin en keskin köşelerinde seni barındırıyordum.
kalbimin en diplerinde gözlerini barındırıyordum.
yaşamanın anlamını,
yaşayışınla,gülüşünle bütünlemiştim.
terk etmiştim insanlığı.
yeni bir devrime adım atmıştım.
yeni bir şehir kurmuştum içimde.
içimdeki her bir kurgu seni barındırırken,
sen kendi içinde başka bir eyalet kurmuştun.
başka bir şehir,kent.
kurduğun şehirlerde ben bulunmamıştım.
kurduğun şehirlerde,
kıçı kırık gemilerin kaptanları bulunuyordu.
ve şimdi o kaptanlarla,
bilinmedik diyarlarda dolaşıyorsun.
beni ezip geçerek.

11 Mayıs 2012 Cuma

nikotin.

kemiklerimin en diplerinde ismin kazılı.
kalbimde sayısız sözlerin var.
beynimde yüzün hapsolmuş.
derim yüzülüyor.
kaburgamlarım kırılıyor.
gözlerim seni görüyor.
ayaklarım tek bi kelimeni bekliyor.
tek bi kelime,
tek bi hece.
gel.
demiyosun.
git diyosun.
çürüyorum.
ağlıyorum.
nikotin tüketiyorum.
ciğerlerimi kaybediyorum.
tüm sesli ve sessiz harfler anlamını kaybetti.
gidişinle şehir havasını kaybetti.
kuşlar havasını kaybetti.
ben kendimi kaybettim.
ismimi unuttum.
sevdiklerimi unuttum.
ve seni unutumadım.
kayboldum.

18 Nisan 2012 Çarşamba

yoktun.

adını her duyuşumda gözlerim sebepsizce sulanıyor.
insanlar bana senin gibi huzur vermiyor.
sen bi başkaydın.
hep bi başkaydın.
gözlerim seni arıyor.
kokunu hissediyorum.
ellerimde ellerini arıyorum.
her gece senin hayalinle uyuyorum.
bazı geceler uyumuyorum bile.
kaç sigara tüketiyorum bilemezsin.
ciğerlerim iflas etti.
kalp dengem bozuldu.
gitmiştin.
gelmemiştin.
ne de bir selam yollamıştın.
ben hergün çürümüştüm.
ölmüştüm!

26 Mart 2012 Pazartesi

ucuz romanların,kaliteli kişileri gibiydin sen.hem iyiydin hem kötü.acıyı verdin.acımı sen sardın.yaralar oluşturdun.o yaraları tekrar kendi ellerinle kapattın.ve ben yine sevdim.

20 Mart 2012 Salı

-ve ile biten cümleler.

hüzünlerimi sakladım.
sevinçlerimi sakladım.
kayboldular.
yok oldular.
tıpkı sen gibi.
tıpkı diğerleri gibi.
ağladım.
geceleri gözlerim yanana kadar ağladım.
her damlasında sen vardın.
şaşırmadım.
gözlerimde sakladım seni.
her insanda seni gördüm.
senmişsin gibi davrandım.
geceyi gündüzü karıştırdım.
insanları karıştırdım.
isimleri karıştırdım.
bi seni karıştırmadım.
terk ettim seni.
hayatımdan.
gözlerimden.
bitek içimden terk edemedim.
yaşadım.
sevdim.
güldüm.
ağladım.
-ve öldüm.

18 Mart 2012 Pazar

anatomisel.

öyle çok sıkıldım ki.
öyle çok bunaldım ki.
adının geçtiği kitaplarda adını çizdim.
üşümüyodum.
yakmıştın bi kere beni.
üşümem en son gerçekleşecek eylemdi.
sigaraya başladım.
günlük kaç sigara tüketiyor dudaklarım tahmin bile edemezsin.
ölüme tutkum var.
sana olan tutkum gibi.
görmek istediğim şeyleri göremedim.
duymak istediğim şeyleri duyamadım.
istediğim şeyleri yapamadım.
hep bi engel vardı.
beni seven insanlar vardı.
aslında yoktu.
var gibi oldular.
senin yanındayız diye geçiştirdiler.
ama hiç yanımda olmadılar.
uyuyamadım.
düzenim bozuldu.
uyku haplarıyla devam ettim hayata.
depresyon haplarıydı mutlu eden.
insanlar değil.
kimsenin sevmesini istemiyodum artık zaten beni.
senin bile sevmeni istemiyodum.
zaten sende pek meraklı değildin.
her gece yatarken ölmeyi diledim.
her sabah uyandığımda küfür ettim halen yaşadığıma.
yüzünü görmek istedim sabahın 8'inde dışarı çıktığımda.
öğlenin 12'sinde eve geldiğimde.
ama hiç göremedim.
görsemde ne yazar ki?
ne olurdu ki?
teoride halen yalnızdım.
sevdiğim insanları göremiyodum artık.
en sevdiğim insanları göremeyince ölüyodum.
içim sıkılıyodu.
her akşam.
her sabah.
hergün.
her saat.
yaşadıklarıma tanıklık eden sadece Allah'tı.
ne halde olduğumu olduğumu bilen sadece oydu.
ve ben yine sabah uyanamam dualarıyla hayal kurarken.
-bi sigara daha yakıyorum.

25 Şubat 2012 Cumartesi

....

yapayalnız kalıyorum adeta.
kimseyle konuşmak istemeyip,
sadece uyumak istediğim zamanlar oluyor.
aynaya baktığımda kendimden tiksindiğim zamanlar oluyor.
en sevdiğim insanları sürekli görmek istiyorum.
onlardan ayrılmak dahi istemiyorum.
seni hergün görmek istiyorum.
sana sarılmak istiyorum.
nefesini hissetmek istiyorum.
sensizlikten hergün ölüyorum.
sensizlikten hergün kaç sigara tüketiyorum bilemezsin.
seni nasıl özlediğimi anlayamazsın.
uyku düzenimi altüst ettim.
sabahın 5inde yatıyorum.
daha sonra tekrar 7de kalkıp,
birçok gereksiz insanın yüzünü görüyorum.
ama seni göremiyorum.
adını bile duyamıyorum.
her bi şarkıda senin olman normal bişey mi?
veya da her bi filmde seni görmem.
bi kitapta seni bulmam.
yaşamak anlamsız şimdi.
intihar etmek için en güzel eylemdi sözlerin.
şimdi son sözünü söylemelisin.
ve intihara ulaşmalıyım seninle.

18 Şubat 2012 Cumartesi

bittim.

evet sevgilim.
bittim artık.
nefes alamayacak durumdayım.
sensizlik koyuyor bana.
öldürüyor beni.
sensiz geçirdiğim kaçıncı gece bu?
kaçıncı gün?
kaç asır?
okumak istediğim kitaplar var.
dinlemek istediğim müzikler,
ve izlemek istediğim filmler var.
ama biliyorum ki,
gerçekleştirdiğim her eylemde seni bulucam.
seni görücem.
seni yaşıycam.
bunun için zahmet bile etmiyorum artık.
nefesimi tutuyorum şuan.
gözlerimi kapatıyorum.
sigara arıyorum.
ve üşenmeden yine sana yazıyorum.
-ben bittim artık.

3 Şubat 2012 Cuma

.....

ölmek veya da yaşamak sorun değildi.
gelmiyodun.
sen gelmedikten sonra yaşamanın neresi güzeldi?
sen olmasan ölüm olsa ne fark ederdi?
ya gelmeliydin,
yada ölmeliydim.
eğer önemli olan sen isen,
-gerisi teferruattır.

31 Ocak 2012 Salı

gökyüzü ve sen.

eğer sen olmasaydın.
gökyüzünün bu canlılığı olmazdı.
nefes almak için sen lazımsın.
bu şehirde ölüyorum adeta.
yaşama sebebim sen olmuşsun büsbütün.
uzak durma benden.
sıkıca sarıl ki,
ayrılık ölsün.

30 Ocak 2012 Pazartesi

uzaklaşmak.

Uzaklaşmalıyım buralardan.
Şöyle bi kaç asır gitmeliyim uzak , çok uzak ülkelere.
Beynimi dinlemeliyim. Kafamı yormamalı , denizi izlemeliyim.
Denize dalarkende seni düşünmeli ve özlemeliyim,
Her özlememde , her düşünmemde can çekişmeliyim.
Kafamı sana yormalıyım.
Beyin çatışmalarına girmeliyim.
Ölmeliyim. Dirilmeliyim ve tekrar ölmeliyim.
Kaçmalıyım. Bu şehirden kaçmalıyım.
İstanbul beni bekler.
Sigara mı yakmalıyım. Oda mı dumana boğmalıyım.
İçkimi almalıyım.
Seni düşünerek içmeliyim.
Ve son olarak.
Son kez adını söyleyerek ölmeliyim…

29 Ocak 2012 Pazar

yaşamak.

yaşıyormuydum?
hayır. yaşamanın ne anlama geldiğini bile unutmuş olabilirim.
seni düşünmekten herşeyden geri kaldım artık.
beslenme alışkanlığım yok.
düzensiz gidiyor herşey.
sadece sigaram ve kahvemle yola devam ediyorum.
ha bide senin fotoğrafların var tabi.
seni hatırlartan o en güzel müzikleride unutmamak lazım tabi.
herkes bi plan kurarken gelecekle ilgili ben seni düşünüyorum.
seni okuyorum ve seni yazıyorum.
seninle yaşadıklarımızı düşününce mutlu oluyorum.
yüzümde hafif bi tebessüm gerçekleşiyor.
ama ayrılığımız aklıma gelince idam edilecek bir mahkumun yaşama isteği  kadar üzülüyorum.
dışarıya çıkıyorum.
hava almaya çalışıyorum.
sokaklar bana dar geliyor.
parka gidiyorum.
senin sallanıp benimse seni izlediğim zamanları aklıma getiriyorum.
karşılaştığımız yollardan geçiyorum hep.
gene karşılaşırız diye.
ama sen hiç o yolu kullanmıyosun bile.
ben bu düşüncelerin yeniden himayesi altına girmişken,
bir yudum kahve ve bir sigarayla bu oda da ölmeyi,
-ve seni hayal ediyorum.

sen.

ve şimdi herşeyde sen varsın.
bu hayatta.
bu kağıtta.
bu sözlerde.
ve bu kalpte.

kolay olmayacak şeylere sper aldım.
en nefret edilen,
aşşağılanan bi adamım sevgilim.
kim kurtaracak beni bu lanetten=

ihtiyacım var sana sevgilim.
bırakıp gitme.
nefes alamıyorum.

bu insanlar beni boğuyor.
gözleriyle ve sözleriyle öldürüyor.
tek ihtiyacım olan şey sensin.

kelimeler.

can çekişiyor bütün kelimeler.
her harf.
her kelime.
her söz.
-sana yazıldığı içinse tekrar anlam kazanıyor.