O gün evden kaçmayı planlamıştım. Her şey hazırdı. Gece gizlice kaçmayı planlıyordum. Çantaya o en sevdiğim hırka mı koymuştum. Annem sevmezdi. Fakirler gibi gezdiğimi düşünürdü. En sevdiğim kitapları aldım yanıma. Gizlice babamın olduğu odaya girip cebinden 100 lira aldım. Çıktım dışarı. Dolanıyordum öyle sokaklarda. Bir markete girip 5 paket sigara almıştım. Çünkü gece uzundu. Yol uzundu. Çaresizlik uzundu. Çok yürümüştüm. Çok yorulmuştum. Gidip bir bankta uyumuştum. Uyandığımda hava açılmıştı. Tekrar kararmak üzereydi. Kalktım ve bir sigara yaktım. Gittim bir simit aldım. Geceye yaklaşıyorduk. Hiç bilmediğim bir sokakta bulmuştum kendimi. Gidip bir kaldırıma oturdum. Bir sigara yaktım. Havada hafif ama serin bir rüzgar esiyordu. Gözlerimi kapattım ve çaresizliğe düşmüştüm.
Gözlerimi açtığımda iki adam bir kadına saldırıyorlardı. Çekiştiriyorlardı. O tarafa doğru baktım. Ayağa kalktım ve yavaş yavaş yürüdüm. Adamlara sadece bakmıştım. Adamlar ne olduğunu anlamadan birine sert bir yumruk atmıştım. Adam yerdeydi. Diğeri bana yaklaşarak tam gözümün üstüne bir yumruk attı. O an gözlerimden Gazze şeridi geçti. Diğeri de kalktı ve ikisi birlikte yerde yatan vücuduma tekme attı. Adamlar yorulmuştu. Kadın ağlıyordu. Kadın çok güzel ağlıyordu. Adamlar gittiğinde ben yavaş yavaş kalktım ve kaldırımın köşesine oturdum. Bir sigara yaktım. Kadın yanıma geldi hemen göz yaşlarını silerek. Sanki onlar birer inci tanesiydi mavi gözlerinden düşerken. Kadın bana bakarak:
'Çok teşekkür ederim. İyi misin?' dedi.
Kafa mı kaldırıp da kadının gözlerine baktığımda kendimi deniz kenarında hissettim.
'Ben iyiyim. Asıl sen iyi misin?' diye sordum.
Kadın yanıma oturdu ve:
'İsmin ne senin?' dedi.
'Araz' dedim sadece. Ağzımdan kan akarken.
Çantasından bir mendil çıkarttı ve bana uzattı. Ben yüzümde ki kanları silerken o bir sigara yaktı göz yaşlarını sildi.
'Senin ismin ne?' dedim aciz bir ses tonuyla.
'Sanem. Senem benim adım.' dedi.
Kendisi gibi güzel bir ismi vardı.
'Ne yapıyorsun bu saatte burada? Ailen merak eder.' dedi.
'Ben evden kaçtım. Herkesi ve her şeyi bırakıp evden kaçtım. Tek bir not bile bırakmadan evden kaçtım. Eminim şuan benim yokluğumu bile hissetmiyorlardır.' dedim.
Şaşkın bir vaziyette:
'Anladım' dedi.
Aslen hiç bir şey anlamamıştı. Sadece şaşkınlığının verdiği bir tepkiydi. O kadar.
'Kalacak yerin yok mu senin?' dedi.
'Sokaklarda kalıyorum işte.' dedim.
'Peki. Hadi kalk.' dedi.
Şaşırmıştım. Şaşkınlığın verdiği bir edayla:
'Nereye?' dedim.
Cevap vermedi. Elimden tuttu ve yürümeye başladık. Elimden tuttuğunda kendimi o kadar güvende hissetmiştim ki,şuan dünya yıkılmış olsa yine ben huzurlu olurdum. Yüzüne baktığımda mutlu oluyordum. Yaşı 35'e yakındı. Ama sadece güzeldi. O an ona aşık olmuştum. İlk kez aşık olmuştum. İlk değildi. Daha 13 yaşındaydım. Bir kız görmüştüm. O an kalbime kezzap dökmüştü sanki biri. O derece acımıştı. Kıza baktım ve gülümsedim. Kız arkasını dönüp gitti. Kalbimi aldı,ezdi ve gitti. Kızla konuşmuştuk. Her şey başlamıştı. Sevgilimdi resmen. 2 ay sonra beni terk etti. 3 boyunca evden çıkmamış,sürekli ağlamıştım. Onun ismini duyduğum da ağlamıştım. Kimseyi umursamayıp yolun ortasında ağlayarak geziyordum. İlk aşık olmam böyleydi. Ama Sanem çok farklıydı. O kadar farklıydı. Bunun tarifi bile yoktu. Sürekli yürümüştük. El ele. Bir apartmanın önüne geldik ve yukarı çıktık. 3. katta oturuyordu. İçeri girdik ve kahve yapmıştı. Oturduk karşılıklı,susarak kahvelerimizi içtik. O kahvesini içerken,buğday sarısı saçları yüzüne geliyordu. Mavi gözleri bana bakarken gülüyordu. O anın verdiği bir tepkiyle:
'Çok güzelsin.' dedim.
O da çok şaşırmıştı. Tebessüm edip:
'Sende.' dedi.
Bunu sadece benim iltifatıma karşılık olarak verdiği belliydi. Ya da gerçekti. Bilmiyorum. O an hiç bir şey bilmiyordum. Sadece onu izlemekle yükümlüydüm. Bunun için yaratılmıştım. Ayağa kalktı ve:
'İstersen sen uyu. Ben yarın sabah erkenden bara gideceğim. Bir kaç iş var.' demişti.
Kenarda,unutulmuş bir barda şarkı söylüyordu. Kendi gibi sesi de güzelmiş dedim içimden.
'Peki.' dedim.
Aradan 1-2 hafta geçmişti. Artık onun evinde yaşıyordum. Onunla birlikte bara gitmiştim bir akşam. Sahnede ki şarkı söyleyişini ve gözlerini izlemiştim. Şarkılar bittiğinde,insanlar gittiğinde yanıma gelip:
'Hadi gidelim.' demişti.
Tam kapıdan çıkarken o adamlar tekrar gelip Sanem'e asılmışlardı. Sinirim tavanlardaydı. Sonuçta aşık olduğum kadındı. Kenarda duran bıçağı alıp birinin suratına salladım. Diğerininde bacağına saplayıp kaçtık. eve geldiğimiz de Sanem sinirliydi. İçeri girdik oturduk.
'Ne yapmaya çalışıyorsun Araz sen?' dedi. Sesi çok yüksekti. Gözlerimi dolduracak kadar acı vermişti bu ses tonu.
'Be..Ben bir şey yapmaya çalışmıyorum. Sadece seni korumak istedim. Kötü bir şey yapmadım.' dedim.
Ayağa kalktı. Kelimelerini toparladı:
'Korumak böyle olmuyor oğlum. Beni korumak için birilerine zarar verme. Adamlar sana bir şey yapsaydı ben ne yapacaktım?'
Benim için endişelenmesi hoşuma gitmişti.
'Bundan sonra gelme benimle Araz. Git. Dön ailenin yanına. İstemiyorum seni!' dedi.
O an büyük bir fırtına kopmuştu beynimde. Duymak istemediklerimi duymuştum. Zaten bu hayatta hep istemediklerin olurdu. Hayat zaten büyük bir savaştı. Büyük bir darbe. Zaten Nilgün Marmara'da buna dayanıp evinin 5. katından kendini atmıştı.
'Sana aşığım Sanem. Anlamıyorsun değil mi? Bunca zaman beraberiz. Seni ilk gördüğüm zamandan beri vurgunum sana. Kalbimi sanki sen söküp almışsın da kendi kalbinin yanına koymuşsun gibi hissediyorum. Kendimi huzurlu buluyorum. Kaç hafta oldu evdekiler telefonu mu bile aramadı. Umurumda bile değil anlıyor musun? Peki neden? Sen varsın anladın mı? Sen varsın.'
Büyük bir şaşkınlıkla bana baktı. Ayağa kalktı.
'Yat artık.' dedi.
O içeriye gitmişti. Arkasını döndü ve yürümeye başladı. Arkasından bakmakla kaldım sadece. Saçlarının uçuşuna baktım. Hemen ayağa kalktım. Kolundan tuttum ve dudaklarından öptüm. Geri çekildi. Bir tokat atıp içeriye kaçtı. Çantamı ve bir bıçak alıp dışarı çıktım.
Yol tekrar uzadı. Gece tekrar uzadı. Bir sigara yaktım. Bir kaldırama oturdum. Hafif yağmurluydu hava. Sıfatını bilmediğim bir insan yanıma yaklaşarak:
'Eroin ister misin?' dedi.
Kafamı kaldırıp suratına baktım. Aslında uçmak istiyordum. Kurtulmak istiyordum kafamda ki tüm düşüncelerden.
'Olur.'dedim sadece.
İlk kullanışımdı. Hap olarak almıştım. Yuttum. Bir süre sonra havai fişekleri görüyordum. Uçuyordum havada. Yorgunluk ve uyku bastırmıştı. Kenarda sızıp uyudum. Kalktığımda kendimde değildim. Her yer puslu ve bulanıktı. Ayağa kalktığımda başım dönüyordu. Yavaş yavaş yürüdüm. Cebimde para yoktu. Eve gittim. Para istedim. Nerdesin diye sormadılar. Parayı verip bıraktılar. Aile kavramı bu muydu bilmiyorum. Ama böyle dağınık bir kavram olmadığından emindim. Parayı aldım ve çıktım. Hap bulmalıydım. Dolandım sokaklarda. Nihayet buldum. Bu hap bu kadar alışkanlık yapmamalıydı. Bende yapmamalıydı. Tekrar içtim. Tekrar bir köşede sızdım. Bu sürekli olmaya başlamıştı. Bir gün kalktım. Kendime 4 bira aldım. Sigara aldım. Kafa yaşayacaktım. Gittim bir denizin taşrasına. O gün kendimi kaybedene kadar içtim. Hap aldım. Kendimi iyi hissetmiyordum. Bulutlar da yürüyordum. Kalktım. ve Sanem'in evine doğru yürüdüm. Kapıyı yumrukladım. Açtı kapıyı. Yeni uykudan uyanmıştı. O zaman bile güzeldi. Bana baktı ve:
'İyi misin sen?' dedi.
'Kötüyüm Sanem ben. Hiç olmadığım kadar kötüyüm. İntihar etmek istiyorum. Senin beni sevmeni istiyorum. Seninle aynı yollarda yürüyüp ölmek istiyorum. Aşığım sana anlamıyor musun? Aşığım!' diye bağırdım apartmanda. Sesim eko yapmaya başladı. Ekonun verdiği cesaretle:
'Sikeyim.' diye bağırdım.
Suratıma kapıyı kapattı.
Aradan uzun zaman geçmişti. Haplara alışmış,olmayınca krizlere giriyordum. Yolun ortasında krize girdim. Titremeye ve çığlık atmaya başladım. Etrafta herkes yanıma koşmaya başladı. Duyamıyor ama hissedebiliyordum. Bir arabaya binip hastahaneye kaldırdılar. Kanımda yüksek dozda eroin bulunduğu için gözleme aldılar. Sakinleştirici vurdular. Uyudum. Uyandığımda başımda bir doktor:
'Yakınız falan var mı?' diye sordu.
Telefonu uzatıp:
'Sanem. Sanem'i arayın. O gelsin' dedim.
Arkamı dönüp uyumaya başladım. Kaç saat geçti bilmiyorum. Uyandığımda karşımda Sanem vardı. Ağlıyordu. Gözlerinde ki denizden yaşlar geliyordu. Eğildi. Dudaklarım öptü.
'Özür dilerim.' dedi. 'Her şey için özür dilerim.' dedi.
Özür dilemesini hiç istememiştim. Beni üzmüştü. Kalbimi ezmişti ama özür dilememeliydi. Sanem yapmamalıydı. Gülümsedim. Gözlerinden akan yaşları sildim. Uzun uzun ona baktım. 35 yaşında ki bir kadına aşıktım. 35 yaşında ki bir meleğe kalbim hediyeydi. O an sonsuza kadar yaşamak istedim. Yanıma uzandı ve beraber uyuduk. Uzun bir uyku. Upuzun bir uyku.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder